E-TİCARET/DIŞ TİCARET/İŞ DÜNYASINDA ELEKTRONİK KÜLTÜR OTURUMU
Bölüm 1
Kongre videolarını arkadaşına öner.. Bilgi güç verir ! Tıklayın...
Arkadaşının adını gir.
Arkadaşının e-posta adresini gir.
E-TİCARET/DIŞ TİCARET/İŞ DÜNYASINDA ELEKTRONİK KÜLTÜR OTURUMU
İçerik:
  • Konuşmacının Kariyer ve Başarı Öyküsü
  • Konuşmacı şirket bilgileri.
  • İlgili alanlarda kariyer yapmak isteyen adaylara güncel taktik bilgiler.
  • Soruların yanıtlanması
  • Moderatör : Murat ÇELİKSOY / Sancaktar Denizlicik-Genel Müdür
    Konuşmacılar:
  • Ali ALTINEL / Yorktrade-Dış Ticaret Uzmanı / Üst Düzey Yönetici
  • Kaan DÖNMEZ / D-Market-Hepsiburada Genel Müdür
  • Levent ÇULHA / Proje Müdürü - Fragman Tasarım
  • Oturum Sponsoru : Hepsiburada - Fragman Tasarım
    E-TİCARET/DIŞ TİCARET/İŞ DÜNYASINDA ELEKTRONİK KÜLTÜR OTURUMU

    Konuşmacılar sahnede sırasıyla yerini alır. Oturum başkanı Sayın Murat ÇELİKSOY gençlerin deneyim ve pratik kazanımlar elde etmek, projelerini hayata geçirmek için en uygun alanın internet olduğunun önemine vurgu yapar ve konuşmacılara bu süreçte katılımcılara faydalı bilgileri ve başarı öykülerini anlatmak üzere sözü bırakır.

    Hepsiburada Genel Müdürü ve Kurucu Ortağı Sayın Kaan DÖNMEZ, hazırladığı sunuma geçer. (Lütfen Kaan DÖNMEZ sunumunu inceleyiniz.) Elektronik ticaretten söz eder, Türkiye’ de e-ticaretin bugünkü yapısından söz eder. Türkiye’de internet kullanıcılarının yaklaşık yarısının genç nüfustan oluştuğunu ve bu grubun sıklıkla kullandığı alanların chat, mail ve sosyal ağlar gibi alanlar olduğunun altını çizer. Özellikle sosyal ağ sitelerinde oranımızın çok yüksek olduğunu söyler. E-ticaretin, mal ve hizmetlerin Türkiye’nin değişik noktalarına yayılması konusunda çok kritik rol oynadığını belirtir. 1998 senesinde Hepsiburada olarak gördükleri ve yakaladıkları temel boşluğun, mal ve hizmetlerin merkezi yerler dışında da talebi olmasına rağmen dağıtımı ve satılması konusunda yaşanan sıkıntılar olduğunu söyler. Ayrıca ürünler uzak bölgelere ulaşsa da, fiyatlar yerel satıcılarca belirlendiğinden genelde tüketici için yüksek oranlardadır der. Hepsiburada olarak, büyük şehirlerde ve pazara uzak bölgelerde yaşayan tüketicilerin internet üzerinden uygun fiyata mal almalarını sağladıklarını anlatır. Bugün için e-ticaret firmaları ile normal satış mağazalarının rekabette farklılık taşıdığı, e ticaret firmalarının maliyetlerinin (kira – eleman maaşları vb.) düşük olmasının, e-ticaret firmalarını rekabette avantajlı duruma getirdiğinden bahseder. Başlangıçta kargo firmalarının satılan ürünleri sahaya ulaştırma konusunda geleneksel yaklaşımlarını kırmak için zorlandıklarını belirtir. E-ticaret firmalarının sahada güçlenmesinde ürün fiyatlarının müşterinin lehine şekillenmesinin büyük bir rol oynadığını vurgular. İnternet üzerinden alışverişin önündeki en büyük engel ve korkunun ise, kredi kartı güvenliği iken, hepsiburada olarak bu sorunu aşmak için geliştirdikleri güvenlik çözümleri sayesinden sürecin hızlandığını anlatır. Ve bugün alışveriş hacimlerinin yüzde 80’ ninden fazlasını kredi kartı satışların oluşturduğunu söyler. Kimler internet üzerinden alışveriş yapıyor? diye baktığımızda büyük bir çoğunluğunun İstanbul dışı bölgelerden ve genç nüfustan müşteriler olduğunu gözlemlediklerini söyler. gittigidiyor.com’un oldukça yüksek fiyattan uluslararası bir firmaya satılmasını ise, Türkiye’de giderek artan e-ticaret potansiyelinin önemli bir işareti olarak yorumlar. Hepsiburada’ yı tanıtmak adına kısa verirler vermek üzere ikinci sunumuna geçer. (Lütfen Kaan DÖNMEZ sunumlarından 2. Bölümü inceleyiniz.) 1998 senesinde büyük zorluklarla işe başladıklarını anlatır. İntel firması ile ilgili çalışmalar yürütürken bir anda İntel’in PC üretmeme kararı almasından sonra büyük bir türbülansa girdiklerini belirtir ve aslında bu sürecin hepsiburada’nın temellerini oluşturduğunu anlatır. Türbülans anında çözüm ararken düşünmeye başladıklarında, e-ticaret alanının çok büyük bir potansiyel taşıdığını gördüklerini söyler. Konuşmalarını girişimcilik kavramına dikkat çeken sözlerle sürdürür ve mevcut üniversite eğitim sisteminin kişileri sıradan düşünen ve küçük kazançlara yönlendirilmiş bireyler olarak yetiştirdiği ve girişimci ruhu öldürdüğü inancını açıklar. Bu yüzden Türkiye’de girişimciler genellikle son çare olarak zorunluluktan girişimciliğe adım atan kişilerden oluşur diyerek sözlerine devam eder. Aslında tam tersi olarak eğitimli insanların girişimci olduğunda kazanabileceklerini ekler. Girişimci olmak için ise; büyük sermayeler gerektiği düşüncesine katılmadığını, aksine tüm girişimci öykülerinde sıfır kaynakla işe başlandığını gözlemlediğini söyler. İş dünyasında klasik ve nedensiz kurallar olduğunu, bu durumun da bireylerin sonuçlara odaklanmaktan çok süreçlere ve şekillere odaklanmaları sonucunu doğurduğunu ve büyük resmi kaçırmalarına sebep olunduğunu belirtir. Fakat dünyada bu tip eski kuralların yıkıldığını, verimli çalışan insanların işletmelerde yükseldiklerini belirtir. Bu bağlamda üniversiteden mezun olmanın tek başına yetmeyeceğini, üniversiteden mezun olmadan önce kişinin farklı ve güçlü yönlerini bulması gerektiğini, doğru tespitler yapılması gerektiğinin altını çizer. Bu vizyonu, çalışmayı düşündüğü şirkete de yansıtmalı ve işine katacağı farklılığı şirkete iyi anlatması gerektiğini, artık bu tür kişilerin iş bulabildiğine dair tespitlerini paylaşır. Bunun için de farklı düşünmenin gerekli olduğunu yineler. Bir şeyler yapmak lazım, fakat ne yapmak lazım? sorusuna ise; herkesin baktığından farklı bakış açıları yakalamanın başarı sürecini peşinden getireceğine inandığı cevabını verir. Girişimcilik yıllarının başlarında yaşadıkları ve zorluklarla dolu bir süreç geçtiklerini gösteren oldukça keyifli bir anısını anlatır ve devam eder. Yaratıcı düşünmenin ve fikir üretmenin de tek başına işe yaramayacağı, bu fikirleri hayata geçirebilenlerin kazandığını söyler ve sunumunu tamamlar. . Ardından Sayın Ali ALTINEL sözlerine başlar, yaklaşık 26 yıl dış ticaret alanında çalışmalar yürüttüğünü belirtir. Detaylı kariyer öyküsünü anlatır. Kariyer öyküsünden sonra iş dünyası adına katılımcılara hitaben hangi üniversiten mezun olunursa olunsun çalışılacak alanın doğru seçilmesinin önemine vurgu yapar. Bu alanlardan ise dış ticaretin önemini belirterek, doğru ve özverili çalışmalar yapıldığında büyük kazanımlar sağlanacak bir alan olduğunu söyler. Dünyada alışveriş hacminin ve uluslararası ticaretin internetle hız kazandığına ve geleceğinin de parlak olduğuna vurgu yapar. Ardından sözlerine çalıştığı kurumu anlatarak devam eder. Devletin 2008 yılında açıkladığı bir paketle dış ticaret alanında çalışmalar yürütmek isteyen firmalara çok ciddi finansman desteği sağladığını ve sağlamaya devam ettiğini belirtir. Bu süreçte çalıştığı kurumun dış ticaret yapmak isteyenleri geliştirme ve pratik çözümler için hizmet sunduğunu söyler. Türkiye’nin geçtiğimiz yıl gerçekleştirdiği ihracat ve ithalat rakamları arasında negatif farkın büyük bir olumsuzluk yarattığını, bu bağlamda ihracat yönlü dış ticaret işlemlerinin artırılması gerektiğinin altını çizer. Ülkemizin genç nüfusunun kapasite anlamında büyük potansiyel taşıdığını ve bu atıl gücün kullanılması gerektiğinin önemine değinir. Türkiye iş piyasalarının yapısına baktığımızda temel yapı taşının kobiler olduğunu ve hem istihdam hem de vergi gelirlerinde yüzde 40’ ın üzerinde bir oranla ciddi faydalar sağladıklarını söyler. Fakat ürettiklerini yurtdışına satabilen firmaların oran olarak yüzde 10’ u geçemediğini belirtir. Bu durumun yeni mezun olacak gençler için fırsat olduğunu, kobilerde uluslararası ticaret konusunda yetenekli ve donanımlı gençlerin şirkete müşteri ve para kazandırmaları halinde yükseliş yaşayacaklarını söyler. Üretilen malların yurt dışına satılamamasıyla ilgili olarak da özellikle aile şirketlerinin eski geleneksel tutucu yaklaşımlarının yeni nesilin önünde girişimi engelleyici rol oynadığı tespitini yapar. Yurtdışı ihracat için ise; dış ticaretin çok karmaşık ve zor işlemlerden oluştuğu kanısının yanlış olduğunu, internetten üzerinden oldukça basit işlemlerle uluslararası satış yapılabileceğini söyler. Uluslararası e-ticaret web sitelerine ürünlerin yerleştirilmesi dünyaya açılmak için ilk ve kolay bir adım olarak gençleri bekliyor diyerek devam eder. Ardından yaşanan süreç ise mevcut satış işlemlerinin tüm süreçlerine benzer olduğunu söylemek olur. Teklif vermek, numune göndermek ürünleri transfer etmek gibi olduğunu söyler. .

    Oturum Fragman Tasarım Hizmetleri Proje Müdürü Sayın Levent ÇULHA’ nın sözlerine başlamasıyla devam eder. Katılımcıların internet kullanımı ve iş dünyasında bilgisayar kullanımına hazırlanmaları konusunda uygulamada görülen hatalardan söz eder. İnternette yapılan en sık hata ise konuşma dilinin yazı diline yansıması ve gereksiz kısaltmaları internet yazışmalarında kullanmak olduğunun altını çizer. Resmi ve iş yazışmalarında Türkçe’ nin doğru ve etkin kullanılması oldukça önemli der. Ardından iş dünyasında internet üzerinden kullanılan en önemli argümanlardan biri olan e-mail gönderimi ile ilgili bilgiler verir. E-mail gönderimi için seçilen mail adresinin oldukça önemli olduğunu söyler. E-mailin kimden geldiği kısmı ve konu kısmının iletişimi sağlıklı sürdürecek yeterlilikte ve doğru belirlenmesinde ve yazılmasında çok büyük önem olduğuna vurgu yapar. Mailin hitap kısmı ve metin kısımları resmi yazışmalarda kullanılan biçime uygun olarak şekillendirilmelidir de ve mektubun altında kişinin adını soyadının, unvanının ve iletişim bilgilerin yazılmış olmasının iş dünyası için oldukça geçerli ve aranan biri standart olduğunu söyler. E-mail içinde dosya gönderiminin de önemli olduğunu, dosya büyüklüğü ve alıcının bilgisayarında rahatlıkla görüntülenebilecek biçimde olması gerektiğini söyler. Alıcının maile ve ekli belgeye ulaşmasının önemine değinir. Bir diğer konu olarak da, ortak kullanılan bilgisayarlarda şirket içinde dosyalama ve indeksleme yaparken genel isimlerin ve dosyayı rahatlıkla bulmakta ve anlamakta kullanılacak isimlendirmelerin seçilmesi gerektiğini belirtir. Bu önemli pratik bilgilerin ardından oturumda soru cevap bölümüne geçilir. .